02 Şubat 2009

Kolları -Bacakları Var, bir de Endişeleri..?

Üniversitenin ilk yıllarında Torso çizdik. Bu kolları ve bacakları olmayan heykeli, binbir açıdan çizdim. Hocalarımız, bizim çizim yeteneğimiz gelişsin ve kas yapısını öğrenelim diye torsoyu önümüze koysalar bile, canlı bir modelin heyecanını duyamadık ilk seneler.. Canlı modelin, bir ruhu vardı çünkü..

Torsonun, kollarının ve bacaklarının olmayışı, hep hüzünlü geldi bana. Ne düşünürdü acaba sola düşmüş haliyle ve ne anlatırdı duruşunun arkasında aslında bize. Sorularımı, araştırma çizgilerinin arasında sorup durdum. Böylece gelişti aslında çizim yeteneğim. Torso, bize başka birşey öğretmişti aslında. Beyaz seramik bedenin arkasında duran nedene ulaşmaya çalıştık yıllarca...

Canlı modelli çizim derslerine başladık sonraki yıllarda. Her ne kadar modeli, sadece anotomisiyle ve ölçü beden olarak görmeye çalışsamda, onun çıplaklığının arkasındakileri hissetmek ve bunu çizime yansıtabilmek daha kolay oldu torsodan sonra...

Okul bitti ve ben hayatımda, bedenin -şeklin ötesinde saklı duranları hep daha önemli buldum. O derinliği anlamayı, ona ulaşmayı ve ona dokunmayı da... Ve oradan yaradana varmayı, ruhun yada bedenlenmişliğinde arkasında...

Ben hiç unutmadım o Torsoyu... Çoook şey öğretti bana..

Birgün küçük bir top bulup, çizim atolyesinde kızlara karşı erkekler futbol oynamaya başladık. Hepimiz çok eğleniyorduk. Oyunun ortalarında, biri topa olağanca gücüyle vurdu ve top yanlışlıkla Torsoyu buldu. Torso yerinde sallandı, sallandı, öne doğru düştü bir anda. Hiç birimiz bu düşüşe engel olamadık. Sol tarafında, kalbinin üst kısmı kırıldı.

Ayakları olsaydı kalkabilirmiydi ?
Hepimiz kalkıyoruz ya hani düşünce, düştüğümüz gibi ?

Kolları olsaydı peki ?
Topun ona doğru geldiğini görseydi ve tutsaydı, bir anda ?

Olmadı. Çizim hocamız, onu kırık heykellerin arasına koydu. Torso, kalp kırıklığından emekli oldu.

****
Ben bunları niye anlatıyorum ve nereye varmaya çalışıyorum diyenlerinize.. Sona yaklaşıyoruz aslında...

Hayatımızda mucizelere inanıyorduk değil mi hepimiz. O zaman soruyorum. Canlı bir torso size ne öğretebilir ? Elleri olmadan, nasıl dokunur kalbinize ve ayakları olmadan nasıl kalkar düştüğünde? Tüm bunları öğrenmek isterseniz, sizi Nick Vujicic ile tanıştırmak istiyorum. Hakkındaki tüm hikayeyi veya konuşmalarından örnekleri aşağıdaki videodan veya linklerden öğrenebilirsiniz.


Ama ön bir bilgi olarak, bir röpörtajından kısa bir alıntıyı paylaşmak istiyorum...

“Hayatımızda kötü şeyler şans eseri veya tesadüfen olabiliyor. Tanrı'nın bir nedeni olmadan hayatımızda hiçbirşeyin olmasına müsade etmeyeceğini ve mutlaka bir amacı olduğunu bilmenin huzuru içindeyim. Ben Finansal Planlama Akademisinin Ticaret Ana Bilim Dalından başarıyla mezun oldum. Aynı zamanda bir motivasyon spikeriyim ve mümkün olan her yerde her fırsatta hikayemi başkalarıyla paylaşmayı seviyorum. Bugünün gençlerini mücadeleye zorlamak ve cesaretlendirmek için bazı konuşmalar geliştirdim. Aynı zamanda kollektif bir şirkette konuşmacı olarak çalışıyorum. Gençlere el uzatmak ve Tanrının benden yapmamı istediği her ne olursa olsun kendimi hazır durumda tutmak gibi bir tutkum var. Ve Tanrı neyi gösterirse onun yolunda olacağım.

İlk kitabımın adı "No Arms, No Legs, And No Worries"("Kolları Yok, Bacakları Yok, ve Endişeleri Yok") olacak. Ben, birşeyi yapmak için arzuya ve tutkuya sahipseniz bunu Tanrı'nın önderliğinde kısa bir zaman içinde başarabileceğinize inanıyorum. İnsanlar olarak, kendimize sebep yokken limitler koyarız. Tannrı bize istediğimiz herşeyi başarabileceğimiz gücü vermişken kendimize limit koymak ne kötü değil mi? Bu durumda Tanrı'yı ve bize verdiği gücü hiçe saymış olmuyor muyuz? Tanrı'nın ve bize verdiği gücün muhteşemliğine inanırsak, yapmak istediğimiz şeye odaklanabilir ve onu başarabiliriz.

Şimdi, arkanıza yaslanın ve hayatınızda başarmak istediklerinizi, hayallerinizi ve hedeflerinizi düşünün. Zamanın herhangi bir noktasında onları zor yada imkansız bulursanız hikayemi yeniden okuyun ve hedeflerinize yürümeye devam edin “...

Hepiniz bu adamı çok seveceksiniz. Onu izledikten sonra "Tanrım kollarım var, bacaklarım var." diyip şükredebilirsiniz ya da bu güzel adamın gerçek anlamda söylemek istediklerini anlayabilirsiniz. Tercihi size bırakıyorum.

Haydi gülümseyin ve mutlu olun, hayatınıza bir bakın..
ve en önemlisi ayağa kalkın !!

Bu adama kocaman sarılın sonra.
Kalbinizle sarılın,
sarılmadan kollarınızla....
:)

****

Nick Vujicic from razener on Vimeo.

Bu videoyu göremiyorsanız _ buradan izleyebilirsiniz.

Çok duygulandığım bir diğer röportajı için tıklayın.. (*****)
37 dakikalık sahne konuşması için tıklayın.
NickVujicic Web site


_________


Nick Yazı alıntısı / Torso Görsel