24 Temmuz 2009

Kırmızı DOMATESLER


Nikah kıyılmıştı. Eğlence piste taşınmış hatta çoşma aşamasına gelinmişti. Pistte tahminimce 30-60 yaş aralığındaki 10-15 kadın halaya uygun halde uzun tuvaletlerini kollarına toparlamış, topuklu ayakkabılarıyla acemi adımlar atarak, birbirlerine uyum sağlamaya çalışıyordu. Şapşal görünüyorlardı.

“Bu dünyayı kurtaracaksa, bak işte bu Kadınlar kurtaracak” dedi masada yanımda oturan, dans pistindeki manzarayı benimle izleyen kadın ...

Acı acı gülümseyerek onayladım. Söz ondan çıkmış, bana varmış ama ikimizde Kadın olarak üstümüze alınmamıştık. Havada asılı cümleyi olduğu yerde bıraktık, bir “ahh ” çıktı nefeslerimizden, halaya ve kadınlarına baktık öylece...

***
Kadın” diyor okuduğum kitap “ toprak gibidir. Doğurur, büyütür, besler, çoğaltır, kötüyü bile dönüştürür. Toprak verimsizleşince kurur, toz olur, üretemez, besleyemez, büyütemez içindekileri.... Halbuki o toprağın farkında olan, onu verimli tutmayı bilir, canlandırabilir enerjisini, yeniden doğar, çoğalır, çoğaltır, değişir, mevsimlere ayak uydurur, sabırlıdır, hoşgörülüdür. Özü sevgidir, Kalbindedir o toprak kadının......


***
Artık çocuk istiyoruz” diyor bir arkadaşım... Ama olmuyormuş, deniyorlarmış... Zormuş denemek... Zormuş, olmamaması.... Onun gibi çocuk isteyen ama çocuğu olmayan arkadaşlarım geliyor aklıma... Annelerimiz zamanında böyle zormuydu çocuk sahibi olmak diyorum. Çocukluğumu düşünüyorum, hiç aklıma gelmiyor çocuğu olamayan teyze –amca...


***
Televizyon karşısında otururken, kanal değiştiriyorum. Bir gece programı... Aralarında konuk olan bir terapiste dönüyor kamera o anda... Sunucu soruyor. “Siz terapilerinizde hipnozu nasıl kullanmaya başladınız..” Kadın anlatmaya başlıyor. “Hipnoz yapan bir İngiliz doktor ile tanıştım. Bana, bende çatışan dişi ve erkek tarafımı anlattı. Kadınlığımı rededen tarafıma yabancı değildim. Çok yorucu bir iş hayatım vardı. Erkek gibi çalışıyordum ayrıca. Uzun süredir de eşimle çocuk istiyorduk o dönemde... Hipnoz yapan doktor kadınlık yargılarımı açığa çıkardı, barıştırdı beni onlarla... Hipnoz sonrasında birçok şey yaşadım. Dört ay sonra hamile kaldım, üç yaşında şimdi kızım... ”.. Televizyonu kapatıp, uyumaya gidiyorum. Kadına hipnozla ne yaptıklarını düşünüyorum. Neyi kabul etti, neyi anlamıştı acaba?..

***

Geçenlerde iki erkek öğrencimin derslere istikrarlı katılımından dolayı bir cümle ağzımdan çıkmış oluyor. ”Erkeklerin yogaya katılımından çok mutlu oluyorum, içinizdeki kadınla barış imzalamanız ne güzel” diyorum. İkisi de önce gülümsüyor, sonra Engin bey “içimdeki kadın” diyor kaşını kaldırarak? “Hepimizin içinde kadın ve erkek taraflar var. Ying-Yang gibi... Gece ve Gündüz gibi... İkisi dengedeyken gerçek huzuru ve mutluluğu yakalıyoruz. Derslere katılımızla Sevgi, Şefkat, Barışı dengeliyorsunuz içinizde varolan Erk ve Güç ile... “ diyorum, duruyoruz bu sözü söyledikten sonra öylece... Dersten eve gelirken, bu sözü kendimin de duyması için söylemiş olduğumu farkediyorum.


***
Toprağının farkında değilse o kadınlar ve erkekler... Kadın erkekleşip, erkek “içinizdeki Kadın” dendiğinde bir anda yanlış anlamaya meyilleniyorsa... Barış, Hoşgörü, Sevgi yeşermiyorsa o topraklarda, büyüyüp çoğaltılmıyorsa... Yerine toprak kuruyup toz oluyorsa, güç ile, hırs ve öfkeyle... Savaşlar çıkar... Aşk biter... Erkek gökdelenler yükselir boy boy ağaçların büyümesi gereken yerlerde... Erk önem kazanır, insanlar para için yarıştırılır... Dişi yaz mevsimi bile soyunmaz sıcağını, eser soğuk soğuk akşamları.... Sular kirlenir, balıklar ölür... Yağmur sel olur, Uçaklar düşer... Çocuklar öldürülür... Kadınlar gebe kalamaz... Teknoloji ilerler ve biz tüm bu çoraklıkta toprağı özleriz doyasıya...

“Birgün deniz kenarında bir evim olacak, domates yetiştireceğim bahçemin topraklarında”... Böyleydi hayalim... Topraktı özlediğim... Ama içime baktığımda kendi toprağımı göremediğim, bir türlü içimdeki yıkıcı ve yapıcıyı dengeleyemediğim...


kelimelerimi ekiyorum şimdi.
Gök gürlese de, savaşlar devam etse de,
öfke hüküm sürse de,
sabredeceğim.
*
Ağaç gibi sevgiyle sabredeceğim.
*
Sonra da o topraklarda
umudun
Aşkın
ve kırmızı domateslerin
yeşermesini izleyeceğim...

.
.
..
.


Görsel buradan alınmıştır.



16 yorum:

Evren dedi ki...

bir gün isyan etmiştim, söyle ne ektim toprağına hayat hep hüzün biçiyorum diye. günler sonra hüznü yüreğime ektiğimi fark ettim. demişsin ya toprak, yürektir diye şimdiler de hüzün ekmiyorum artık yüreğime. hoşgeldin sevgiyle...

cinar dedi ki...

asıl mesele de o dengeyi sağlamak işte. keşke başarabilsek hepimiz. keşke herkes kendinin farkında olsa. aslında hem yapabileceklerimizin hem de yapamayacaklarımızın farkında olsak hayatımız daha kolay olabilirdi sanki.
sabah sabah çok iyi geldi yazın. bugün tatile çıkıyorum bir de. ben de yeşermek ve domates yetiştirmek istiyorum :)

Delfina ; dedi ki...

İşte KADIN...

Kitaptaki kadın tanımı ne güzel...Kadını verimsizleştiren ve mutsuzluklara boğan şeyler hep uzak olsun bizlerden.Nedense her kadının yüreğinde bir iyilik noktası olduğuna inanıyorum.Çok kötü tabir edilen bir kadının bile mutlaka iyi yönü merhamet duyduğu bir noktası vardır...

Kadınları çözememekten yakınan erkeklere ise :) bir de onlara şefkat göstererek çözmeyi denemelerini öneriyorum :)

sevgiler,

sufi dedi ki...

Hoş geldin canım;
Birikip,biriktirip toprağında kelimelerini sulayıp, ısıtıp filizlerini rüzgarini gerektiği yerde üfleyip, gerektiğinde çekerek açtırdın mı kırmızı domateslerinin çiçeklerini?
İyi ki geldin, özlemiştik senin rengini.Sevgilerimizle.

Abi dedi ki...

özlemişim yazılarını...
umarım hoş dönmüşsündür.:)

y. dedi ki...

daha dün gelip bu bloga,kendine ninni söyleyen sahibini merak etmiştim ben.inşallah hep mutlu, umutlu cümlelerin olur.hem hep derler bahardır kışın sonu.

Haşim A. dedi ki...

İçimizdeki dengeyi sağlayabilmek, içimizdekileri pirinç ayıklar gibi ayıklamaya çalışmadan severek kabul edebilmek....... Hoşgeldin, bu dingin kelimelerini çoook özlemiştim. Özlem bitti nihayet. Sevgilerimle:))

afrodelfino dedi ki...

Hoşgeldin yeniden güzel kadın, özlemişim yazılarını...

Ara vermek güzel şey, yazılara, rutin yaşantımıza, enerji toplayıp taptaze geliyoruz yeniden.

Öpüyorum en güzel yerlerinden:))

ic sohbetleri dedi ki...

hosgeldin, cok sevindim yeni yaziyi gorunce. ah ne cok sey var bu konuda soylemek istedigim. ama biraz biraktim bu arai, sular gectikce yerine oturuyor taslar. hele bir tamamlansin 'yeniden olusum' o zaman baslarim konusmaya. ama yine de 'iyi ki geldin' demek istedim.

zafer dedi ki...

Hımmmmmm :)

Özgür Turan dedi ki...

Sabredeciğiz canım hep birlikte! Sabretmeliyiz! Aynen bir ağaç gibi. Kendi dengemizle birlikte doğanın dengesini bozduk. Toparlanma vaktidir biran önce.
Domateslerin kokusu geldi burnuma yazıyı okurken..

zapere dedi ki...

Gelecek yıl domates dikeceğim..Artezyeni açtık,elektriği aldık,tarlaya konteyneri koyduk.Ve evet tel çitini çektik..Mevsim geçti bu yıl.Gelecek yıla kaldı kır domatesleri.İnşallah ölmez sağ kalırsam..............................................

Brajeshwari dedi ki...

Güzel yorumlarınız ve yazıya kattıklarınız için çok teşekkür ederim..

Uma dedi ki...

Seni seviyorum kadin :)
Erkek gibi cok calissan da, dimdik ayakta dursan da, zihninle harikalar yaratsan da, yumusacik kalbini animsiyorum, huzura acik gozlerini, melodili sesini, sarilmandaki sicakligi.
Sol yanim agriyor. Sol el bilegim, sol dizim, sol ayak bilegim. Hastaliklarin zihinsel nedenlerine bakiyorum kadin enerjisi cikiyor. Kadin enerjisini alamama cikiyor. Zevk alamama cikiyor. Ne cok caba icinde kalip, hayatin tadini ne cok oteledik seninle okudum yeniden.
Kadinligimla gurur duyuyorum. Temizlenmesi icin senin sevgini de sarip sarmaliyorum, izne gerek yoktur nasilsa diye :)

kelebeklerözgürdür dedi ki...

:) hoş geldin!

Ful yaprakları dedi ki...

her kadında biraz erkek her erkekte biraz kadın..ying&yang gibi demişsin çok da doğru söylemişsin..yaşamın kendisi aheng içinde zaten, bir mutluluk bir hüzün, 2 hüzün br mutluluk...
yazılarını okurken hafifledğimi ve ferahladığımı hissediyorum:)