Nikah kıyılmıştı. Eğlence piste taşınmış hatta çoşma aşamasına gelinmişti. Pistte tahminimce 30-60 yaş aralığındaki 10-15 kadın halaya uygun halde uzun tuvaletlerini kollarına toparlamış, topuklu ayakkabılarıyla acemi adımlar atarak, birbirlerine uyum sağlamaya çalışıyordu. Şapşal görünüyorlardı.
“Bu dünyayı kurtaracaksa, bak işte bu Kadınlar kurtaracak” dedi masada yanımda oturan, dans pistindeki manzarayı benimle izleyen kadın ...
Acı acı gülümseyerek onayladım. Söz ondan çıkmış, bana varmış ama ikimizde Kadın olarak üstümüze alınmamıştık. Havada asılı cümleyi olduğu yerde bıraktık, bir “ahh ” çıktı nefeslerimizden, halaya ve kadınlarına baktık öylece...
“Bu dünyayı kurtaracaksa, bak işte bu Kadınlar kurtaracak” dedi masada yanımda oturan, dans pistindeki manzarayı benimle izleyen kadın ...
Acı acı gülümseyerek onayladım. Söz ondan çıkmış, bana varmış ama ikimizde Kadın olarak üstümüze alınmamıştık. Havada asılı cümleyi olduğu yerde bıraktık, bir “ahh ” çıktı nefeslerimizden, halaya ve kadınlarına baktık öylece...
***
“Kadın” diyor okuduğum kitap “ toprak gibidir. Doğurur, büyütür, besler, çoğaltır, kötüyü bile dönüştürür. Toprak verimsizleşince kurur, toz olur, üretemez, besleyemez, büyütemez içindekileri.... Halbuki o toprağın farkında olan, onu verimli tutmayı bilir, canlandırabilir enerjisini, yeniden doğar, çoğalır, çoğaltır, değişir, mevsimlere ayak uydurur, sabırlıdır, hoşgörülüdür. Özü sevgidir, Kalbindedir o toprak kadının......
***
“Kadın” diyor okuduğum kitap “ toprak gibidir. Doğurur, büyütür, besler, çoğaltır, kötüyü bile dönüştürür. Toprak verimsizleşince kurur, toz olur, üretemez, besleyemez, büyütemez içindekileri.... Halbuki o toprağın farkında olan, onu verimli tutmayı bilir, canlandırabilir enerjisini, yeniden doğar, çoğalır, çoğaltır, değişir, mevsimlere ayak uydurur, sabırlıdır, hoşgörülüdür. Özü sevgidir, Kalbindedir o toprak kadının......
***
“Artık çocuk istiyoruz” diyor bir arkadaşım... Ama olmuyormuş, deniyorlarmış... Zormuş denemek... Zormuş, olmamaması.... Onun gibi çocuk isteyen ama çocuğu olmayan arkadaşlarım geliyor aklıma... Annelerimiz zamanında böyle zormuydu çocuk sahibi olmak diyorum. Çocukluğumu düşünüyorum, hiç aklıma gelmiyor çocuğu olamayan teyze –amca...
***
***
Televizyon karşısında otururken, kanal değiştiriyorum. Bir gece programı... Aralarında konuk olan bir terapiste dönüyor kamera o anda... Sunucu soruyor. “Siz terapilerinizde hipnozu nasıl kullanmaya başladınız..” Kadın anlatmaya başlıyor. “Hipnoz yapan bir İngiliz doktor ile tanıştım. Bana, bende çatışan dişi ve erkek tarafımı anlattı. Kadınlığımı rededen tarafıma yabancı değildim. Çok yorucu bir iş hayatım vardı. Erkek gibi çalışıyordum ayrıca. Uzun süredir de eşimle çocuk istiyorduk o dönemde... Hipnoz yapan doktor kadınlık yargılarımı açığa çıkardı, barıştırdı beni onlarla... Hipnoz sonrasında birçok şey yaşadım. Dört ay sonra hamile kaldım, üç yaşında şimdi kızım... ”.. Televizyonu kapatıp, uyumaya gidiyorum. Kadına hipnozla ne yaptıklarını düşünüyorum. Neyi kabul etti, neyi anlamıştı acaba?..
***
Geçenlerde iki erkek öğrencimin derslere istikrarlı katılımından dolayı bir cümle ağzımdan çıkmış oluyor. ”Erkeklerin yogaya katılımından çok mutlu oluyorum, içinizdeki kadınla barış imzalamanız ne güzel” diyorum. İkisi de önce gülümsüyor, sonra Engin bey “içimdeki kadın” diyor kaşını kaldırarak? “Hepimizin içinde kadın ve erkek taraflar var. Ying-Yang gibi... Gece ve Gündüz gibi... İkisi dengedeyken gerçek huzuru ve mutluluğu yakalıyoruz. Derslere katılımızla Sevgi, Şefkat, Barışı dengeliyorsunuz içinizde varolan Erk ve Güç ile... “ diyorum, duruyoruz bu sözü söyledikten sonra öylece... Dersten eve gelirken, bu sözü kendimin de duyması için söylemiş olduğumu farkediyorum.
***
Toprağının farkında değilse o kadınlar ve erkekler... Kadın erkekleşip, erkek “içinizdeki Kadın” dendiğinde bir anda yanlış anlamaya meyilleniyorsa... Barış, Hoşgörü, Sevgi yeşermiyorsa o topraklarda, büyüyüp çoğaltılmıyorsa... Yerine toprak kuruyup toz oluyorsa, güç ile, hırs ve öfkeyle... Savaşlar çıkar... Aşk biter... Erkek gökdelenler yükselir boy boy ağaçların büyümesi gereken yerlerde... Erk önem kazanır, insanlar para için yarıştırılır... Dişi yaz mevsimi bile soyunmaz sıcağını, eser soğuk soğuk akşamları.... Sular kirlenir, balıklar ölür... Yağmur sel olur, Uçaklar düşer... Çocuklar öldürülür... Kadınlar gebe kalamaz... Teknoloji ilerler ve biz tüm bu çoraklıkta toprağı özleriz doyasıya...
“Birgün deniz kenarında bir evim olacak, domates yetiştireceğim bahçemin topraklarında”... Böyleydi hayalim... Topraktı özlediğim... Ama içime baktığımda kendi toprağımı göremediğim, bir türlü içimdeki yıkıcı ve yapıcıyı dengeleyemediğim...
kelimelerimi ekiyorum şimdi.
Gök gürlese de, savaşlar devam etse de,
“Birgün deniz kenarında bir evim olacak, domates yetiştireceğim bahçemin topraklarında”... Böyleydi hayalim... Topraktı özlediğim... Ama içime baktığımda kendi toprağımı göremediğim, bir türlü içimdeki yıkıcı ve yapıcıyı dengeleyemediğim...
kelimelerimi ekiyorum şimdi.
Gök gürlese de, savaşlar devam etse de,
öfke hüküm sürse de,
sabredeceğim.
*
Ağaç gibi sevgiyle sabredeceğim.
*
Sonra da o topraklarda
umudun
Aşkın
ve kırmızı domateslerin
yeşermesini izleyeceğim...
.
.
.
..
.