
Bloğunda yazdığı gibi, Uçan Martı tatilden dönmüş, daha yediklerini içtiklerini bırakıp, gördüklerini hissettiklerini anlatmayı sonraya erteleyip - tüm tatil boyunca sobelenmiş olmanın verdiği ağırlıkla cevaplara bulaşmış.. Sonrada beni sobelemiş... Şimdi bende bu misyonu tamamlamak üzere cevaplarımı sunuyorum.. Cevaplarım bitince bende "ebe" olacağım, mertebem yükselecek...

Yazmaya çok uzun yıllar önce başladım.. Çok günlük yazdım derler ya.. (Ailemde herkes sanatçıydı der gibi) Bende yazdım çocukluğumda.. Birinci gün ne yediğimi, kime aşık olduğumu, ne hissettiğimi yazdım... İkinci gün aşık olduğum çocuğu yazdım yine basit cümlelerdi, ama çok acemice naif bir derinlikte.... Sayfaları 3.şahış yapıp, “bakalım neler olacak sevgili Günlük” diye umut bağladım günlükle aramdaki ilişkiye, hani belki bir gün dillenir diye.... 3.gün aşık olduğum çocuğu başka bir kızla görüp, kızgınlığımı ve hayal kırıklığımı yazdım... Günlüklerim böyle bir döngüde sürdü yıllarca... Sonra biraz daha büyüdüm.. Yazılarımda artık kendimi –insanlari – hayattaki tüm aşklarımı anlatır oldum.. İsimler yok oldu,

Blog yazmaya ilk ne zaman başladın?
10 güzel kadın –kişisel gelişim, sprituel konularla ilgilenip –belli zamanlarda hoş sohbetler etmek üzere buluşuyorduk.. Bir gün, hepimizin birbiriyle paylaşımlarını, iş-ev ve zamansızlıklar

Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyor musun?
Belli çizgileri ve bu çizgideki blogları seviyorum aslında ama tariften yemek yaparken bile içeriği değiştirmek ve kendi hissettiklerimle yeni tatlar katmak isteyen

Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?
Bazen sürdüremiyorum...Yazamıyorum.. Yüzleşmek yoruyor kendimle ve yazacaklarımla... Minik aralar veriyorum o zaman... Birikiyor... Blog yazmayı bırakabilirim de aslında.... Ama yazmayı bırakmam sanırım.. Bloğumun ne kadar yaşayacağı hakkında dead line veremiyorum... Şu anda keyifli geliyor, beni de -kendini de besliyor... O yüzden devam..
.
Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Zorunlu hal almaya başlamadı.. Bunu görev gibi yapmıyorum... Her zaman keyifle devam edeceğim...
.
Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun?
Etmiyorum... Bir işi yaparken o işin içinde kendimi kaybetmeyi seviyorum.. Feragat ettiklerim var ise, demek ki öncelikli olmadıklarını düşünürüm.. Birşeylerden feragat ediyorum diye kendime işkence yapmam.. Bazen uykumdan feragat ediyorum ama yazı bitince uykudan çaldığım, ama değişilmez - güzel bir his buluyorum o anın içinde... O an herşeye değer oluyor.. İçimdeki aynalar kalkıyor... Güzel uyuyorum. En son noktayı koyduğum yerden gözlerimi açmadan uykuya dalıyorum...
Sobelediklerim
Sevgili Nilambara - İncesaz
Sevgili Mehtap-Mevsimlerden Roma
Sevgili Çiğdem-Ben göründüğümden daha fazlasıyım ile...
ve İlahi kadın Berrin ilahi tatlarıyla
-
sevgiler benden...
imza: Ebe..
.
7 yorum:
sevgili Ebe hanım, :)))
bir maruzatım var..
şimdi sobelemek ne demektir, ne işe yarar, sobelenen bir blog cahili (ben oluyorum burda) ne yapmalıdır, senin cevap verdiğin soruları biz de mi cevaplayacağız, ne yapacağız..hani birazcık bilgi verirseniz pek makbule geçer...:))
ve bu arada ben / biz de yazılarını okudukça güzel hisler buluyoruz içimizde.. teşekkürlerimizle... :)
Cigdemcim
öyleymis..Sorulara cevap vermeniz gerekiyor şimdi sizinde..Aslında daha ne sorular var da sorulacak.. Fakat Format bu:)
Bu bloglar arasinda bir oyun..Biz 5bilmez, yaza yaza dururduk bu oyundan habersiz..
Buyrun top sizde..
Bende hepinizin cevaplarını merak ediyorum.. En sevdiginiz yazarın,kitaplarına -cümlelerine alışıkken ve hikayelerinin içinde kendinizi kaybederken, gazetenin Pazar ekinde çıkan röportajında en sade cevaplarıyla yazarın kendisini tanımak gibi olacak cevaplarınızı okumak...
Keyifle bekliyorum...Sonra sizde başkalarını sobeleyin..Oyun büyüsün..
Zihnim;gülümsedi, güldü:)))
Aklım; "hımm güzel yazı" dedi!
Egom; "gururlansana salak" diye bağırdı.
Ruhum; kabulle yalnızca durdu.
Yüreğim; mutlu oldu.
Bedenim; kendini bir kelebek sanıyor. Pır pır...
Sevgiyle...
Bir de bu yazıyı "Kediciklerle" süslemen beni can evimden vurdu:)
burcu cum
sanırım bu sorulara ilahi tatlarda cevap vermem gerekiyor... bu akşam konu üzerinde çalışmalıyım
aslında merak ediyorum
blog hediye edilen başka insanlar varmı diye:))
Sevgili Cheetos, ben de senin gibi bu oyuna "Italyan" kalmisim. bu arada Burcu'cugum, yasamima soktugun pekcok sey guzel sey gibi, tam da bugun yorumuna katiliyorum acaba ismi "Gulden" olabilir mi diye yazdigim "Ucan Marti" yi soktun.
Ne guzel insanlarsiniz siz hepiniz..
sobelenmemek için kaçacak yer aradım ama ııhhh...
galiba "kaçış yok" :)
tamam başlık hazır "EYVAH SOBELENDİM!..." devamı gelirmi, ne gelir henüz bilemiyorum :))
Yorum Gönder