12 Mayıs 2010

SavaŞçı

Virabhadrasana 2 / Warrior 2 Pose


Hepimiz hayata başladığımız anda, bir SAVAŞÇI gibi önce büyümek, sonra yürümek, adım atmak, engelleri aşmak ve başarmak üzerine bir yaşam süreriz. Belki bazen yeniliriz, bazen yorgun düşeriz, bazen de kendimizi yenik hissedebiliriz. Ama bir zaman sonra tekrar ayağa kalkar, kaldığımız yerden devam ederiz.

Ayakta durmak bir savaşçının o savaşa nasıl gireceğini gösterir. İki ayağının üzerinde sağlam mı duruyor? Dengede mi? Sırtı düz, göğsü açık mı? Nefesi dingin ve sakin mi? Kararlı mı? Peki farkında mı?

Adımlarını nasıl atar savaşçı ?
Temkinli mi? Yoksa içinde korku var mı?

Savaşçı her adımını parmağından topuğuna hisseder. Farkındadır dizini kırdığının, bacağını uzatıp, bileğini büküp, ayak tabanının yere bastığı anın... Savaşçı savaşı düşünmez. Sadece yaşamaktır amacı... Yaşar zaten, yaşamın kendisidir savaşı...

An’ın içindedir. Zihninde bir sonraki an'a dair hiçbirşey geçmez. Bir sonraki an ondan çok uzaktadır. Böylece endişe de olmaz, yada yenilmek veya acı çekmek korkusu... Zihninde yenilmek olan, zaten yeniktir çoktan... Acıyı düşünüyorsa, acı çekmektir sonu...

Dünün savaşlarını hatırlar mı peki savaşçı? Hatırlamaz, çünkü unutmaz. Şimdi ayaktaysa, yaşamaya devam ediyorsa, dünün savaşlarını da katmıştır kendine, tüm öğretileriyle....

Savaşçı farkındadır. Bedenin farkındadır. Kolunun, bacağının, ellerinin farkındadır. Yüzüne yansıyan güneşin, bir adım sonra bir çakıl taşına basacağının, verdiği nefesin ve burun deliklerinden giren havanın farkındadır... Kuş uçsa kanat çırpışını duyabilir, rüzgar nereden eser bilir, izleri takip edebilir. Elini hareket ettirdiğinde bedeniyle hareket eder, zihniyle değil... Bilir; bir ağaç gibi sağlam, bir kartal gibi özgür, toprak gibi yürekli, su gibi dingin, doğanın bir parçası olduğunun...

Hepimiz birer savaşçı olarak doğarız. Savaşı düşünen bir savaşçı, sadece savaşır. Ama gerçek bir savaşçı savaşmaz, onu yaşar. Yaşamı tüm hücreleriyle, tüm uzuvlarıyla, ruhuyla, hakkıyla yaşar.
.
Doğduğundan beri gerçek bir savaşçı olduğunun farkına varmayanlar, silahını arar, yaralayarak güç kazanır, taktiklere başvurur, satın alır. Savaşa, kılıçla, kalkanla, parçalayarak, var olmak için yok ederek, ezerek girenler savaşı kazanıyorum sanır, oysa sadece yaşamı kaçırır.

Savaş yaşamın kendisidir.

Sen bir savaşçısın, at sonradan edindiğin silahlarını...
İçindeki güce bak, hisset onu...
İzle,.. hayatı, kendini ve an’ın içinde akmakta olanı...
.
bir ağaç gibi sağlam,
su gibi dingin,
rüzgar gibi hafif,
toprak gibi yürekli ol...
.
Ve yaşa Savaşçı...


Brajeshwari /11.05.2010
(hayatımdaki tüm kahramanlara... )



Bard's Song

4 yorum:

Arzu Pınar dedi ki...

sabah, araba kullanırken aklımdan "savaşçı" kelimesi geçip duruyordu. bugün ilk senin blogunu okudum. savaşçı yazını. çok güzel yazmıştın. :) bu hayatta savaşçı olmayı öğreniyorum, ya da hatırlıyorum demek daha doğru sanırım.

beenmaya dedi ki...

gerçekten yaşıyorum diyebilmek için kendimizden ayrı değil kendimizden gibi düşünmeliyiz her şeyi, kendimize katarak...

yaşamda öyle değil mi zaten. dışımızda akıp giden değil de içimizde değil mi aslolan hayat...

harika bir yazıydı bu...

Galadriel Ar FeinieL dedi ki...

sevgili dost, savaşçı olmakta problem yok aslında sana katılıyorum ne kadar güzel anlatmışsın. tek sorun yüreksiz savaşçılarla karşılaşmak. biraz gözler buğulanıyor o anda işte :) kocaman sevgiler

Ou-San dedi ki...

"Hayata olan bağlantıdan vazgeçmek, gerçek için savaşmak yerine ölmeyi tercih etmek demek değildir. Ölüme olan bağlantıdan vazgeçmek, çatışmadan kaçmak anlamına gelmez. Bu tür tepkiler, korkunun ve ruhun zayıflığının ifadeleridir. Hayata ve ölüme olan bağlantıdan vazgeçmek, korku ve kişisel ego tarafından kontrol edilmeyi reddetmektir.

Tehdit acı, rahatsızlık hatta ölüm biçiminde bile olsa, hiçbir kaçma düşüncesi olmadan, kaderinizi Tanrı’ nın ellerine bırakarak, bütün gücünüzle yolunuza devam etmelisiniz. Bu, “çatışma dışı” düşüncedir.

Şimdi, şimdidir. Dün bir anı, yarın bir umut, şimdi ise gerçektir. Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasında hiçbir ayırım yoktur; hepsi bu anda, bu gerçekte, bu tereddüt etmeden tepki verme anında mevcuttur."

Mitsugi Saotome Shihan
Marubashi, Hakikatin Parçaları