(Niko ile Beypazarında ve Kapadokyada çektiğim fotograflar bu yazıma eşlik ediyor yine... İlk kare ise, benim tamamen rastlantısal çekildiğim bir kare.. Niyeyse bu yazıya denk düştü bu fotoğraftaki tek gözümün yakalandığı bakış..)

Sakince öğütledin bazen... En yakın olduğumuzda, kendimi iyi hissettirdin... Hep yanında olmak istedim sadece... Hep sana yakın... Bilgeydin, sakindin ve sevgi dolu....
Sen varken bana hiçbirşey olmaz dedim... Büyüdüm, sayende ilerleyebildim.. Canın acıdığında bile durdun, sabrettin... Hiçbir yerin kanamaz senin... Acıyabilir belki.. İzin verirsem ben ancak acıtırlar seni... Merhem bilmez o acılar.. En yalın haliyle bu durumu, ancak senin deyiminle “ zaman” çözebilir.
Elle tutulmazsın.. Kocaman sarılınmazsın... Sırtımı sıvazlamazsın.. Ama hissederim seni.. İçimde –içerden güç verirsin.. Varlığını fısıldar, sevginle iyileştirirsin... Ve ne zaman sevgiyle baksam.. Bilirim ki beraberiz..
İnancımı yükseltirsin her zaman...Evrene ve yaradana olan...

Ama bu gerçekler sadece benim bildiğimden ibarettir.. Seni hisseden her kişi, zaten kendinde de senden bir parçayı bildiğindendir.. Tanıdık bulduğundan....Tanır olduğundan içindeki sevgiyi...
Bunca zaman zorladığım için pişmanım seni.. Ama ancak bu vakit anlayabilmişim değerini.. İncinmek her insanın bedeninde izler bırakıyor.. Ruhsal organımız olan ego izin vermiyor incinmemize... Halbuki seni bilmek incitmezmiş hiçbir şekilde... Ben aslında hep seni incitecek şeylerden koruduğumu sanmışım.. Oysa incinmek bir yanılsamaymış bir bütünken seninle..

Kaç ömür geçirdin bilmiyorum.. Kaç hayat taşıdın bu bedene kadar... Nereden nereye gidiyoruz bunu da bilmiyorum.. Bilmemek yormuyor eskisi gibi artık beni.. Neyi biliyoruz ki zaten.. Sadece sanıyoruz o kadar..
Şu aralar o damlanın içinde doluyorum sadece.. Zamanın bana uygun gördüğü müddeti dolduruyor, doluyorum. Sonra damlayarak bütünüme karışacağım ve kavuşacağım ... O kavuşmada aynı içimde hissettiğim sevgiyle sarınacağım sonra...

Sadece damlalar var.. En saf haliyle kendisiyle tamamlanan, diğerlerine kavuşan ve düştüğü yerden dalga dalga kıyıya haber salan... Size kadar ulaşır mı o dalgalar bilmiyorum.. Eğer siz kıyıdaysanız ve sadece bir deniz görüyorsanız gözlerinizle... Ulaşır belki.....
Belki de o suyun içinde buluşuruz kimbilir... Damlalar elbet kavuşur birbirine.. Sudaki yansımamıza yada bizim gördüğümüzü sandığımız yanılsamalara kanmadan... Karışır, bütün olur, sarılırız birbirimize ... Suyun içine düşen ve o an sadece minik bir damla iken –beraber sarılırız bir bütün olan kendi gerçeğimize... Kimbilir....
..
.
Brajeshwari / 30.07.2008
Brajeshwari / 30.07.2008
5 yorum:
çook güzell çookk... başlık ise şahane... tekrar tekrar okudum, her okuyuşta yeni bir keşif yaşadım... ellerine, yüreğine sağlık..
fotoğrafların yine çok güzel burcu...meğer fotoğrafa bakmak ve görmek konusunda gözün eğitimi gerekiyormuş - müzik dinlerken kulağın eğitildiği gibi...öğrenebilmek ne güzel
"Bilmemek yormuyor eskisi gibi artık beni.. " nasıl da çarpıcı ve vurucu.. çok dokundu bana.. bilmiyorum deyip üzüldüğüm zamanları düşündüm..
biliyorum, hatırlamayı seçiyorum..
hatırlattığın için sağol..
Hos dondun.. (o`nun noktalari var).. Iyi ki dondun.. Bugun ilk senin bloguna bakiyorum ve simdi tekrar okuyacagim yazini.. Bu kez altini cize cize cumlelerin..
İçine bakmak korkmadan. Özünü dışarıda değil, içeride aramak. Kendine yürümek, yürürken Tanrı'yı daha yakınında hissetmek, evrenlere sığmayan Tanrı'yı minicik yüreğine sığdırmak, kucaklaşmak...
Ne kadar güzel değil mi?
Yolunuz açık olsun, sevgiler...
Yorum Gönder