13 Şubat 2009

Rüzgar'ın Öpücüğü

Bir Eskimo deyişine göre; Tanrı, çocuklar ve delililer ile rüzgar aracılığı ile konuşurmuş..


Bir nefesle üfledi onu kendinden....
Yola çıktı Rüzgar....

Önce gündüzleri aştı, bulutlarla oynaştı, sonra gecelere vardı. Bazen yuvarlandı, bazen dalgalandı. Gündüzleri minik kuytulara saklandı, uyudu bazen. Sonra gece oldu, yıldızlarla beraber yol aldı. Denize uğradı, meltemini yanına aldı, karlı dağların karlarını havalandırdı. Yeşil ovalardan geçti bazen, otlayan kuzularla oynadı. Ihlamur ağaçlarının arasından geçti, kekik kokularını üstüne buladı. Çiçeklerin tüm renklerini içine çekti sonra, onları sevdi tek tek, sarı oldu, kırmızı oldu, pembeyle doldu eserek..

Arkasından güç verdi denizcinin yoluna, yelkenlerin içine kendini kattı tüm ağırlığınca. Dağlara çıktı, pervaneleri çevirdi, enerji oldu ismi sonra. Kuşların kanadında soluklandı, koşan atların yeleleriyle oynaştı. Çocukların uçurtma sevincine, sevinç kattı salındı bindiği muşamba parçasından ordan oraya...

Bazen çocuk oldu. Bazen de bilge oldu, estiği yerde iz bıraktı.
Peki sizin hangi manzaranızda Rüzgar vardı?

Binaların arasından geçerken, "yol verin" dedi, "kesmeyin önümü bu beton yığınlarıyla"... “Burdayım ben” dedi aslında, camların arasındaki boşluklardan uğuldarken fısıldadı mesajını, sadece onu duyana...

Ondan korunmak için paltosunun yakasını kaldıranların, kazaklarının içine daldı, saçlarıyla oynaştı. Ters yüz etti şemsiye gördüğünde, “hey yağmur değilim ben Rüzgarım” dedi, “benden sonra gelir belki yağmur, o zaman şemsiyeni aç. Şimdi hadi benimle biraz oynaş..”

Nazikçe saçlarımı savurdu bugün benim.. Okşadı saçlarımı... Önce dağıttı tel tel, sonra arkaya doğru uçurdu yüzüme eserken.. Gözlerimi kapattım ister istemez. Kızdım ona önce.. Sonra yerimde durdum savrulmamak için... O da durdu benimle... Çevremde döndü. İlgisi dağılınca, başka bir yöne gitti. Kandırdım sandım onu... Diğer adımımı attığımda, tekrar yanımda belirdi.

Ne var” dedim. ”Evime iki adım var şurada, bırakta kapıdan gireyim.”

Arkamdan uzaklaştı. Sonra tekrar yanıma yaklaştı.

Duysana” dedi. “Sana neler taşıdım bir dinlesen beni..” fısıldadı kulağıma...
Kapattı gözlerimi, dinlemem için dediklerini...

Gözlerini zaten kendine saklı, kulakların lazım bana ve kalbinle dokunacaksın nasıl olsa

Havalandırdı beni.. Bulutları bindik, tepeleri, çayırları aştık. Deniz kabarcıklarının havalanışını duydum, kınalı koyunlara dokundum. Karların üstünden geçti sanki ellerim, irkildim bir anda.. Hapşurmak istedim, burnum gıdıklandı, sanırım burnuma kaçan eserken çuvallardan havalandırdığı renk renk baharattı. Sonra bir gülümsemeye dokunduk, gözleri kapalıyken rüzgarı dinleyen bir kadındı bizi dinleyen... Bir mutfağın camını açtık aniden, ocakta pişen yeşil biber dolmasına katılan sevgiyi kokladık beraber... Binanın kuytusuna yatmış bir evsizin yanından usulca geçirdi beni, “bırakalım da uyusun” dedi. Geçtik yanından ninni gibi. Sokak kedilerinin peşine takıldık sonra. Onları sığınacakları yeri göstermek adına, kovalıyormuşuz oysa.. Binaların arasından geçtik. Belki de size de uğradık dün gece... Camları tıklattık. Boşluk bulduğumuz yerlerden uğuldadık, bazılarınıza öpücük bile yolladık... “Temizlik bu” dedi... Havalandırdı havayı, temizledi savururken ordan oraya kendini... Alttaki ağır havayı üste çıkardı, silkeledi. Çekti içine, çıkardı yenisini... Biz nefeslenelim diye daha iyi..

Bazen iyice esmek gerekse de... Korkular, endişeler, öfkelerde asılı kalıyor öylece havada... Ağırlaştırıyorlar sizi... Yollar boyu taşıdığım güzellikleri, renkleri, umudu, aşkı ve size özel mesajları dolduruyorum onların yerine... Her nefes alışınızda, içinize güzel şeyler doldurun diye.. “

Sonra başladığımız yere usulca indirdi beni... Saçlarımı düzeltti elinden geldiğince...
Kulağıma hafifçe esti.

“Duymak istersen sadece içini dinle... Bu sadece bir rüzgar deme... Hiçbirşey göründüğü gibi değildir, hiçbirşey bildiğini sandığın gibi de olmayabilir...”

“Hiçbir yer sana uzak değil, sen hepsindesin. Hiç kimse senden farklı değil, sen hepsisin. Evinin kapısına yürümen kadar kolay onu duyman, sadece dinle, gözlerini kapattığında bak içine.. Bugün benimle yolladı sevgisini, yarın yağmurlar taşır sana mesajını belki de...”

Kalbimi ferahlattı, temizledi,
doldurdu sevgiyle yüreğimi..
Gülümsedim...

Sonsuz aşkımı, sevgimi ve teşekkürümü doldurdum bende avuçlarıma..
Götürsün diye O’na
Bize yolladığı Rüzgarla....
.
Ellerimi kaldırdım iki yana..
Parmaklarımı araladım..
Rüzgar önce yanağımdan bir makas aldı.
Sonra parmaklarımın arasından
esip gitti usulca...
.


Görsel :Elif Karakoç / Answer Is Hidden In The Wind
_____________________________________
.
Tüm blog arkadaşlarımın,
"14 Şubat -Dünya Öykü Gününü" kutluyorum.
Sevgililer günü mü?
Aşk olduğu her gün, Sevgililer Günü değil mi nasıl olsa :)

19 yorum:

Cheetos dedi ki...

Sabah işe gelirken yanağıma dokunan rüzgarı hatırladım, benden de almış bi makas, gülümsedim.. :)

Derin bir nefes aldım; sevgiyi, huzuru, neşeyi, güveni çektim içime; dolandırdım bedenimde, usulca bıraktım sonra..

Vladimir dedi ki...

Rüzgarın sesini duyabilmeyi başaranlar oldukça az.

Çok güzel bir yazı, beni sabah sabah düşüncelere salmayı başardın.

Sevgiler.. :))

beenmaya dedi ki...

dün nedense üşümemiştim bende ilk defa...her yanımdan geçişinde içimde bir sıcaklık hissetmiştim. bundanmış...

LOYA dedi ki...

Ilık yaz akşamında, bir patikanın ucunda yorgun bedenimi serinleten rüzgarın dudağıma kondurduğu gülümseme olsam,kısık gözlerle bakarken eve giden yola....

ozke dedi ki...

bende I love your BLOG olayına dalmış durumdayım :) sizde tabiki listemdesiniz.

http://kelebekdiyeti.blogspot.com/2009/02/i-love-your-blog.html

ozke dedi ki...

dünkü rüzgara aslında çok kızmıştım ama bu yazıyı okuyunca neden kızdığımı unuttum bile :)

sufi dedi ki...

Bu şiirsel sözleri yazabilmek; rüzgarla rüzgar olup esebilmekle mümkün.Es güzelim:,incitmeden, kırıp dökmeden sesli-sessiz, renkli- renksiz, gece-gündüz es ki bereket ve sevgi tohumları senin fısıltınla ulaşsın menzillere. Sevgiyle es dilek.

Nilambara dedi ki...

her cümlenle ben de aynı hisleri yaşadım, yüreğim coştu :)
rüzgarı ben de çok severim, sadece havayı değil içimi de temizler arındırır... her sesini duyduğumda her yanağımdan makas alışında gülümsememi engelleyemem, kendiliğinden coşar yüreğim :)

Ful yaprakları dedi ki...

rüzgar beni alıp götürür çok çok uzaklara..çocukluğuma, bebeklerime, ilk aşkıma, ilk dansıma, hayatımın film şeritlerine...

owl dedi ki...

Sahile denizin sesini dinlemeye gittiğim zamanlarda dalgaların sesine arkadaş olur rüzgarın sesi, sonra, usulca yanaklarımı okşayarak geçer gider bir sonraki dalga sesine kadar :)

Uma dedi ki...

Et le vent nous portera :)

funda dedi ki...

yukardaki sözü çok sevdim ben de.. çocuk olma şansım yok ama deli olabilirim hala..olsam mı...

zero dedi ki...

Hep geliyorum gidiyorum okuyorum ama bir satırcık dahi yazamıyrum. biri arkamdan bağırıyor, öbürü yazıyı yetiştir diye tepemde bekliyor. ama bugün yazacam dedim, bugün okumicam sadece yazıcam. cumartesi çalışmak kötü bir şey, işini sevsen bile kötü. şu anki hissiyatım bu olduğu için paylaşmak istedim Burcucum. dolunayların hiç bitmesin arkadışım:)

Brajeshwari dedi ki...

Cigdem
Senden de mi makas aldı.. İnanmiyorumm ikimizi birden idare ediyor desene :)

Vladimir
Niye sen yorum katınca ben önce şaşırıyor,sonra da mutlu oluyorum ki Vladimir ?

beenmaya’m
Sen üşüme diye, hafifçe selam verip geçmiştir yanından.. :)

LOYA
Kapat gözlerini, eser mutlaka rüzgar ve görür gülümsemeni.. :)

ozke
Ödülümü aldım.Teşekkür ederim.Ama hangi blogları neden sevdiğimi uzunn uzun yazamayacagim için ( cok blogum var okudugum) onur köşeme koydum sadece ödülü.. Sevgiler özgecim.

sufi’cim
Ne güzelsin sen... İşte şimdi senden tohumlar aldım rüzgarla, kendi topraklarıma kattım yine... :)

Nilambara
Yakında yağmurlar gelir, yine çoşar gönlümüz değil mi Nilambara ? : ) Sevgilerimle...

Ful yaprakları
Ne güzel.. sende onu dinlemeyi başarıyorsun demek... : )

owl
Denizin kıyısından esen rüzgarla yolla selam yolla bize .. Yanaklarını okşasın, bizden geçerken sana yolladığımız selamlar da.. :)

Uma
:)
je n'ai pas peur de la route
le vent nous portera

funda ‘cım
Çocuk olma şansı mı? Kim dedi ki büyüyünce, çocuk olunmaz diye.. İçinde bir yerlerdedir, bul onu.. : )

Zerencim
Mutlaka, okumanın ama yazamanın bir nedeni vardır. Cumartesi çalışıyorum deme, üretiyorum de bakalım, sanirim anlami değişince biraz daha keyifli olur.. Öpüyorum seni.. Sıklıkla bloğunda yazmalarını özledim bir de....

UFUK ÇİZGİSİ dedi ki...

Hayatımın şu ana kadar olan her manzarasında, bozan karıştıran bir rüzgar vardı. Bir melteme dönüşse.

cometa dedi ki...

kaç gündür ankarada deli deli esen rüzgarda, işimden gücümden bunaldığım bir esnada, ona beni uçursana deyip yolun ortasında kollarımı iki yana açmışlığım bile var. Tanrının delililerle rüzgar aracılığıyla konuşup konuşmadığını bilmem ama bi deli olarak benim rüzgar aracılığıyla birileriyle konuştuğum kesiN:)

Pırıltılı cadı dedi ki...

az once actıgım camın önunde sessizliği dinlerken rüzgarı da hissetmiştim, bulutların griliğini izlerken.. demek oda benden bir makas almış olmalı:)
ama neden o sessizlikte içim benimle konusmuyor, küstü mü acaba.. sorularımı mı yanlıs soruyorum.. ses etmiyor hic, benı yalnız mı bırakıyor yoksa..

cok tesekkurederm bu yazın ıcın, rüzgarı hissetmek, şuan aynı dılı konusamasakda içimle, onun orada oldugunu bir makas aldıgını dusunmek benı heyecanlandrdı ve mutlu etti.
sevgiler.. :)

feanor dedi ki...

Brajeshwari'm, yazıların kadar müziklerin de huzur verdi bu gece bana...

bir ara bana da uğra rüzgarla; seviyorum seni...

ic sohbetleri dedi ki...

Yeni bir reklam gordum televizyonda, Bob Dylan, arka fonda bir suru sorular soruyordu o guzel sesiyle. Aklima bu yazi geldi, bu sarki sana ve ruzgara, bir de ruzgarin anlattiklarini dinleyenlere:)

http://www.youtube.com/watch?v=YHzBltFKHAw&amt=18

How many roads must a man walk down
Before you call him a man?
Yes, n how many seas must a white dove sail
Before she sleeps in the sand?
Yes, n how many times must the cannon balls fly
Before theyre forever banned?
The answer, my friend, is blowin in the wind,
The answer is blowin in the wind.

How many times must a man look up
Before he can see the sky?
Yes, n how many ears must one man have
Before he can hear people cry?
Yes, n how many deaths will it take till he knows
That too many people have died?
The answer, my friend, is blowin in the wind,
The answer is blowin in the wind.

How many years can a mountain exist
Before its washed to the sea?
Yes, n how many years can some people exist
Before theyre allowed to be free?
Yes, n how many times can a man turn his head,
Pretending he just doesnt see?
The answer, my friend, is blowin in the wind,
The answer is blowin in the wind.