02 Aralık 2008

Görmek için, Gözlerini kapa.

Mutluluk, senin için önemli olana yakın yaşamaktır ..


Yabancılık hissiyle dolu bir aysın sen Aralık.. Biten bir yılın, tüm ağırlığını taşıyorsun. Bir yandan biten ve başlayan ne diye soruyorum, anlamsız geliyorsun. Diğer yandan, üzerimde 11 arkadaşının birikmişleri.. Hangi birini anlatsam ki, nasıl olsa bitti geçti..

Bir yerde durmak üzere, deviniyor bu ay herkes. Aslında hareket eden kim o da belli değil. Herşey mi çok hareketli, biz mi hareket edeniz.. Sormamak gerekli...

Elle tutulur şeyler değil, anlatacaklarım. İçimizde bizden iki kişi. Kış uykusuna yatmak istiyor biri ve yeniyi karşılamak üzere parti çoşkusuna geçmesi gerektiğini düşünüyor bir diğeri.. Kış uykusu için herşey çok hızlı ve yoğun geliyor bünyemize, kapatamıyoruz gözlerimizi. Partiye hazırlanmak adına, çoşku yok, bulunamıyor. İnançsız belki bu kutlamanın öncesi her ikisi..

Aralık, düşündürüyor ama düşünmüyoruz aslında. İçimizde bakılması gereken duygular taşıyoruz. Ne zaman, kafamızı içeriye uzatsak bir fırtına kopuyor orada, duruyoruz. Açıp bakamıyoruz, uzun zamandır onları taşıdık her yere, bırakamıyoruz. Bu temizlik, gelecek bahara da yapılabilir diyoruz.....

Yorgun bedenlerimiz, hep koşupta varmak istediğimiz yere ulaşamanın verdiği bir bıkkınlık taşıyor. ( Pardon sizin nereyeydi yolculuk? )

Kar yağdı mı diye, her sabah baktığımız manzara bizi mutlu etmiyor. Kar yağsa ne iyi olacaktı. Bu da bahanemiz aslında, içimizde o çoşkuyu yakalamak adına. Hava karanlık, biz havayı değiştiremiyoruz. İçimizde de aynı kasvet duruyor yerli yerinde bizde de, içimizde, öylece..

Beynimiz dolu, biz buna koca bir yılın yorgunluğu diyoruz. Ekonomik krizi, işimizi, çocuklarımızı, yoğunluğumuzu, küskünlüklerimizi ama en çokta değişen olaylara karşı görüşümüzü değiştirmemenin tembelleğini bahane ediyoruz alt satırlarda aslında..

Hastayız sonra. Belimiz “Dikkat” diyor. Grip, yatağı gösteriyor. Biz hiç dinlemiyoruz.

Yüzümüz somurtuyor. Kış geldi diyoruz, uykusuzum, yorgunum.. Ama aslında biliyoruz ki içimiz somurtuyor.

Evimizi, kalemizi özlüyoruz. Bu havalar insanın içine dönüp, kendini dinlemesi için gerekli diyoruz. Halbuki kaçıyoruz, saklanıyoruz o kalenin içinde, kendimizden dışarıya, görünmemek adına aynalarda...

Astroloji bu ay enerjiler yoğun, Merkür yaklaştı, Jupiter uzaklaştı diyor. Tamam diyoruz, ondan bizim Aralık ruh halimiz.. Herşeyin nedeni üstümüzdeki gezegenler ve şu üzerimize bulanan gri enerjiler..

Yorgunuz sonra. Uykulardan, yorgun uyanıyoruz. Bazen uyanmaya neden bulamıyoruz. Belki, uykumuzda düşünmekten yoruluyoruz.




Geçecek biliyoruz tüm bunlar..Hepsi geçecek. Ne zaman belli değil, ama geçecek daha önce geçtiği gibi...

Zamanın bölünmezliğini anlamış biz büyük çocuklar, içimizdeki kendi çocuk ruhumuza baktığımızda yeni yılın gelişini hissetmek istiyoruz aslında. Ama büyümüş halimiz izin vermiyor, kocaman olduk, büyüdük ya..

Aralık ayını sevmek zorunda değiliz. Ama yeniden başlamak zorundayız.. Yılın son günlerinde, ne yaşadık diye muhasebe yapmayın.. Öyle bir hesap kitap sistemi işleyebilseydi keşke.. Yeni yıldan istediklerinizi listelemeyin.. Sadece 12 ay, 365 gün için dilek dilemek anlamsız gelmiyor mu size de..

Şu ana bakın... Şimdiye, bugune... Yorgunluğunuzu bırakın ve altındaki tüm bahaneleri de.. Aslında bugüne, günün içinde yeni olana hazırlıklı olun. Gün yeni, siz bugün yenisiniz, dönen sadece sayılar... Her an yeni birşey oluyor. Her an yeni birşey olmakta, yaratılmakta.. Bugün bir cümlenizi bile değiştirebildiğinizde, evrende yeni bir şey yaratıyorsunuz. Dün ağladığınız şeye bugün bakıpta gülümseyebildiğinizde, evrende gülümsüyor sizinle .. Sadece bugün bazı şeyleri halletmenin zamanı aslında. Direnmenin, gizliden reddetmenin ve karşı koymanın yorgunluğu belki de yaşadığımız.. Hep bu öğretildi bize farkında mısınız? Biriktir, sakla, lazım olur sonra...

Bugün onlara kucak açıp, barıştığımızda, onları gerçekten sevdiğimizde, direnmediğimizde, bıraktığımızda ve sevgiyle uğurladığımızda yer açacağız. Tüm eski zamanlara, bugüne, geçirdiğimiz an’a ve yarınlarımıza katman katman şifa vereceğiz aslında. Gün yeni, şu an yeni..

Kış mevsimi güzeldir. Soğuktur. Isınmak ister insan.. Sıcak olan herşeye neşeyle yönelmenin zamanıdır kış. Sıcak bir çayın, sıcak sohbetlerin, sıcak hayallerin, sıcacık gülümsemenin ve en önemlisi kendimize sarılıp, ısınmanın zamanıdır şimdi.. Aralık güzel bir aydır, yılın yorgunluğunu taşımaz, yeni olanın gelişine sığınmaz ve biliyor musunuz hava da soğuk değildir aslında... Herşeyi daha iyi görmek için, şimdi gözlerini kapa..

fotograf: deviantart

12 yorum:

EFLA dedi ki...

"Bu evren eğer bizi doğurduysa bize bakacaktır demektir."(OSHO)

-Bu yıl ki şapkan da, her zamanki gibi, süper olmuş Burcu...

-Kar fotoğrafların bir harika. Özeniyorum valla sendeki göze:)

-Daha çok yaz. Yazamıyorum eriyorum yazdıklarının içinde...

Kocaman bir kucak yolluyorum sana hep içinde olduğun.

Hava soğuk da değil ayrıca....

funda dedi ki...

terapi gibi bişeydi bu yazı. şimdi kapadım gözlerimi, oralardaki kelimeleri düşünüyorum. derdimin kendimle olduğunu anladım, çok üşümüşüm belli sarılmam lazım kendime, hatırlattığın için sağol :)

beenmaya dedi ki...

zaman kavramı pek bana göre değildir aslında. yani aralık, biten yıl, yenisi veya diğerleri bişi değiştirmiyor benim gözümde zamanın hızla yanımdan geçip gittiğini görüyor olmak kafi sanırım bana :)) yada ne bileyim öyle bir yerdeki benim kalmışlığım bana her gün bugün, her gün aralık mesela onun gibi bişi bilmiyorum.

ama bildiğim bişi var ki sen bana iyi geliyorsun, kelimelerin iyi geliyor. gözümü açmamı en azından sağa sola bakmamı farkında olmamı sağlıyorsun. bu bile yeter daha ne olsun :))

Özgür Turan dedi ki...

Ben listeleyin demişim sen listelemeyin demişsin:) Çok sevdim bunu ve çok güldüm. Temelde aynı şeyden bahsediyoruz tabiki de.
Aralık benim doğduğum ay olduğundan hep değişimlerim bu döneme denk gelir.
Harika yazı olmuş kalemine sağlık

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

"Dün ağladığınız şeye bugün bakıpta gülümseyebildiğinizde, evrende gülümsüyor sizinle .. "
Evet iste tam o yuzden bulutlar kacip, sincaplarla sercelere biraktilar yerlerini..
Dogru soyluyorum.. Gozlerimle gordum..

zero dedi ki...

Bu yıl aralık ayı üç dinin de önemli bayramlarını kendi çatısında toplamış. Kurban bayramı, Hanukkah, Noel... başka bir deyişle yeryüzünde önemli sayıdaki insan, kendi ifadelerine, kendi inanışlarına göre birbirlerinin bayramlarını kutlayacaklar. bense dini içerikleri bir yana bırakıp işin sadece bayram kısmıyla ilgileniyorum. bayram şekerleri, kurabiyeler, ikramlar, hediyeler, ağaç süslemeler, süprizler, bayram kartları, mumlar, tütsüler... bir de hayvanlara eziyet edilen kısım olmasa tam olacak da... tüm vahşiler adına, onların yerine nasıl özür dileyebiliriz acaba hayvanlardan, doğadan diye düşünüyorum, bulamıyorum. hiç bir özür yapılanları geri döndüremez, telafi edemez çünkü.
senin gibi bloglarda yeni yıl mimi diye bir şey çıkmamasını, ola ki çıktı bana toslamamasını diliyorum. ben zaten iki ay evvelinden bir yeni yıl yazısı yazdığım için eteğimdeki her şeyi döktüm ve bir yazı daha çıkmaz artık benden diyorum.
sana da kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum:)

HÜLYA AYTEKİN dedi ki...

Ellerine saglik Burcu.
Yine çok güzel yazi yazmissin, beni düsündürdü...

ic sohbetleri dedi ki...

japonlar birini cok dikkatle dinlemek istediklerinde gozlerini kaparlar, ayni meditasyon yapar gibi. ben hep aslinda uyukladiklarini, bunu kapatmak icin de bu bahaneyi bulduklarini dusunup guldum yillardir. sonra, gozumu kapatmanin ne sIkIci bir sey oldugunu, benim icin, dusundum. herseyi gormek, herseyden haberdar olmak.. peki ama nereye kadar izlemeli insan? zaten icimizdeyse butun cevaplar sadece dogrulama, onaylama yapabilir belki de gordukleriyle. yavaslamali, durup bir bakmali etrafa ama hizlica degil sindire sindire... aralik ayi benim icin bu demek iste, durup bakma zamani, bir cesit mola, sonunda da parti ve daha da iyisi yeni umutlar vaad eden:)

:)den dedi ki...

Evimiz, kalemiz değil bana kalırsa Burcu. Eğer kale olsa yüzlerce hatta binlerce insan o kaleden kaçmaya yada o kaleyi yıkmaya çalışır mı? Kale saklanmak için değil, savunmak için vardır diye düşünüyorum.
"Yeni yıldan istediklerinizi listelemeyin.. Sadece 12 ay, 365 gün için dilek dilemek anlamsız gelmiyor mu size de" diye yazmışsın. Liste yapmak mutlu ediyorsa kişiyi ve de bütün bir yılın muhasebesini yılın sonunda yapıyorsa neden olmasın? Herkes ihtiyacı olanı yaşıyor belki de.
"Dün ağladığınız şeye bugün bakıpta gülümseyebildiğinizde, evrende gülümsüyor sizinle" sözüne ise kesinlikle katılıyorum:)
Yazdığın ilginç konularla bizleri düşünmeye, sorgulamaya itmen çok hoşuma gidiyor ayrıca:)
Bugünün doğruları yarının yanlışları olabiliyor. Değişeme açık olmak, sürekli yenilenmek çoğaltıyor bizi. Biliyorum ki sen de hep çoğalan ve çoğaltan insanlardansın.
Yazılarnı keyifle okuyorum. Hele "Son zamanlarda" benim favorim. Sadece gün içindeki eylemlerinden oluşmuyor yazdıkların. Meditasyon ve bilinçaltı olumlamaları yapıyorsun.
Gün içinde yazdığın bir son zamanlarda cümlesi aklıma düşüyor gülümsüyorum mesela:)
Sevgiler...

Hayatın Ortasında dedi ki...

Seni okumak iyi geliyor bana da, bil istedim. Terapi gibi demiş funda..karşında oturmuş öyle usulca seni dinliyormuşum geldi:)
Boğazım ağırıyor, yutkunma problemim var. Sol gözüm ise bu viral enfeksiyondan dolayı kırmızı ve kaşıntılı..ama hava soğuk değil:) ve öğlen güzel bir sohbet eşliğinde cheescake yedim, seni okudum..Aralık ayı da fena değil mi ne :)

Array! dedi ki...

Aralık, kış, kar laflarını duyduğum zaman bir hüzünleniyorum ben de. Ama özlediğim için. Soğuk bir Aralık gününde, ağır ağır yağan karı izlemek, bir yandan kahve yudumlamak, bir yandan kedimin kafasını okşamak ne güzel olur oysa ki.

Bir de tüm senenin muhasebesi diyince aklıma 31 Aralık haber bültenleri gelir.. bu sene ne oldu.. her sene de bir sürü kötü şey olmuştur ve bu sene de böyle geçti, kusura bakma dünya tadına kapanır yıl..

Bir de ne zamandır yazacağım unutuyorum.

blog'un en alt kısmındaki kuşların hastasıyım :-) Çok sevimliler ama çok da asık suratlılar. Hiperaktif olan kuş diğerinin canını sıkıyor gibi..

Brajeshwari dedi ki...

Selmacım
Sende yazsan ben yazdıklarının içinde gülümsesem.. Bunların hepsini sende yapabilirsin.. Haydi at o atalet duygusunu üzerinden... Çok özledim seni bende...

Funda
Ben olsam, bende sarılırdım Funda'ya :)

beenmaya
sende bana iyi geliyorsun tatlım.Ne demiştin,” sadece paylaşmıyor, çok uzun yollar katederek birbirimizi büyütüyoruz bu bloglar sayesinde..”


Özgür Turan
Listeyi geniş tutun demek istemişimdir Özgür.. :) Aralık ayı doğum gününle beraber, gerçekten güzel ve sıcak bir ay o zaman..

Mehtap Pasin Gualano
Ne güzel, üzüldüğümüz bulutların arkasından yağmur yağmuyormuş her seferinde demek ki...Kelebeklere ve serçelere selam olsun.

zero
Biz bir yerden başlayabiliriz belki Zeren..Hayvanlar adına birey olarak yapacaklarımızı yerine getirip, daha çok insana bunu yayarak... Yılbaşı mimi ise yapılabilir aslında..Mim konusunda aklıma çok acaip şeyler geliyor yeni birşey yaratmak üzerine, ama yapmiyorum..

HÜLYA AYTEKİN
Teşekkür ederim.Sizi burada görmekten mutlu oluyorum.

ic sohbetleri
Hoşgeldiniz. Herşey içimizde aslında, dışarıda hiçbirşey yok:) Teşekkür ederim.

:)den
Benim evim kalem oysa.. Bazen kaçarım, sığınırım içine.. Duvarların içinde, dış dünyadan korurum kendimi.. Saklanırım. Aslında yazdıklarım hep beni anlatıyor Güldencim.Genelemelerin içinde saklı duruyorum..Yeni yıl için, dilekleri ise sınırlamayın istedim. Çünkü şu anda bile yeni olan birşey vardır.
Son zamanlarda kısmını bende seviyorum.Bu kısım, bana gün içinde farkındalık sağlıyor. Diyorum ki, bloguma hemen yazayım..

Bende seni düşündükçe gülümsüyorum:)

Hayatın Ortasında
Çok teşekkür ederim.Güzel olan şeyleri yazmaya çalışıyorum.Bazen bu bile, yaşadığım olaylara iyi bakmamı sağlayan bir farkındalık yaratıyor.

Geçmiş olsun..Boğazınızı sevin, onun sağlıklı olduğunu düşünün ve her konuşmanızda “Sevgiyle iletişime geçiyorum” diyin.. Aralık ayı çok güzel bir ay bencede...


Array!
Hayatında, kocaman bir yeniye yer açmış biri olarak senin heyecanlı olman gerekiyor halbuki.. Biliyorum, heyecanlısın...

O haber bültenlerini bende izliyorum ister istemez.. Bunlar oldu, bakalım seneye nelerle rating yapacağız diye düşünüyor sanki haberciler... İyi haberler bültenini hala bekliyorum.. Bir gün biri bu fikri çalsın, uygulasın istiyorum.

Blogun altındaki kuşları bende seviyorum. Hiperaktif kuş, olduğu gibi sevilene kadar, diğeri suratı asık oturacak gibi..