Ben varken o yoktur,
o gelince de ben olmayacağım.
Lucretius
Lucretius
Hayatı tıkabasa yaşamak, dolu dolu yaşamak mıdır ?
Mobilyalarla dolu bir evde, eksik olan şey nedir? İş ve ev arasında sıkışmış birinin, neye ihtiyacı vardır? Cebinizde para yoksa, ne vardır ? Peki açsanız, mideniz ne ile doludur?
Hayatın tanımında doldurmak diye birşey olmalı diye düşünüyorum. Hepimiz dopdoluyuz. Tıkabasa doluyuz. Boşaltma işlemini de, yenilerini doldurmak için yer açmak adına yapıyoruz sadece. Adına da temizlik diyoruz.
Kalplerimiz dolu. Acıyla, küskünlüklerimizle dolu. Bazen pişmanlıklarla dolu. Bazen de karşı tarafa duyduğumuz aşkla dolduruyoruz içini, eskisinin üstüne. Boş bir kalbiniz olsa yaşayabilir miydiniz?
Cüzdanımız dolu. Kredi kartlarıyla, faturalarla, kimlikler ve parayla. Boş bir cüzdanınız olsa yaşayabilir miydiniz?
Midelerimiz dolu. Biraz önce yediğiniz yemekle, içtiğiniz çay ile. Mideniz boş olsa yaşayabilir miydiniz?
Çantalarımız dolu sonra. Anahtarlar, cüzdan, parfüm, minik akıl defteri, uğur taşları.. Bunlar, benim çantamda sayabildiklerim sadece. Nereye, nerelere taşıyorsunuz siz çantanızı ve içinde olanları ?
Ya çantanız boş olsa? Cebinizi doldururdunuz değil mi? Bozuk paralar bir yanda, anahtarlar bir yanda. Eğer arka cebinizde varsa, cep telefonu oraya...
Hayallerinizde eminim benimkiler gibi bir doludur. Hayali olmayan insan var mıdır bu evrende ?
Benim aklım da dolu sonra... Düşünmem gereken birşey olmadığı halde onu da doldurabiliyorum. “Masa lambam için, beyaz ışık veren bir ampül almalıyım” diyor aklım mesala şu anda. Yarın sabah için düşünüyorum sonra, “arabamı yıkatmaya versem, zamanım olur mu diğer işlerimi yapmaya”..
Mobilyalarla dolu bir evde, eksik olan şey nedir? İş ve ev arasında sıkışmış birinin, neye ihtiyacı vardır? Cebinizde para yoksa, ne vardır ? Peki açsanız, mideniz ne ile doludur?
Hayatın tanımında doldurmak diye birşey olmalı diye düşünüyorum. Hepimiz dopdoluyuz. Tıkabasa doluyuz. Boşaltma işlemini de, yenilerini doldurmak için yer açmak adına yapıyoruz sadece. Adına da temizlik diyoruz.
Kalplerimiz dolu. Acıyla, küskünlüklerimizle dolu. Bazen pişmanlıklarla dolu. Bazen de karşı tarafa duyduğumuz aşkla dolduruyoruz içini, eskisinin üstüne. Boş bir kalbiniz olsa yaşayabilir miydiniz?
Cüzdanımız dolu. Kredi kartlarıyla, faturalarla, kimlikler ve parayla. Boş bir cüzdanınız olsa yaşayabilir miydiniz?
Midelerimiz dolu. Biraz önce yediğiniz yemekle, içtiğiniz çay ile. Mideniz boş olsa yaşayabilir miydiniz?
Çantalarımız dolu sonra. Anahtarlar, cüzdan, parfüm, minik akıl defteri, uğur taşları.. Bunlar, benim çantamda sayabildiklerim sadece. Nereye, nerelere taşıyorsunuz siz çantanızı ve içinde olanları ?
Ya çantanız boş olsa? Cebinizi doldururdunuz değil mi? Bozuk paralar bir yanda, anahtarlar bir yanda. Eğer arka cebinizde varsa, cep telefonu oraya...
Hayallerinizde eminim benimkiler gibi bir doludur. Hayali olmayan insan var mıdır bu evrende ?
Benim aklım da dolu sonra... Düşünmem gereken birşey olmadığı halde onu da doldurabiliyorum. “Masa lambam için, beyaz ışık veren bir ampül almalıyım” diyor aklım mesala şu anda. Yarın sabah için düşünüyorum sonra, “arabamı yıkatmaya versem, zamanım olur mu diğer işlerimi yapmaya”..
.
Konuşmalarımda dolu dolu hep benim. Eski patronum, odasında yaptığım bir konuşmam sonrası “Sen dakika da kaç kelime konuşuyorsun” diye sormuştu. Ne anlattığımı dinlemedi diye üzülmüştüm.
Sohbetlerimi anlatmama gerek yok sanırım. Oturamam sessizce. Sıkılırsam, daha çok konuşurum. Dolmalı o an, o sohbete ayrılan zaman...
Dolaplarım dolu sonra benim. Alışveriş yapıp, buzdolabım dolu olunca evimde herşey tamam sanıyorum. Keyif basıyor üstüme... Kıyafet dolabımda doludur. 3 kazak, 3 pantolon ile yaşamayı beceremem, öyle yaşayabilenleri çok imrensemde..
Evim dolu sonra... Henüz adım atacak yerim var, şükürler olsun ki. Fakat sanki aldığım ve eve gelen herşey mitoz çoğalıyormuş gibi, yer bulamıyorum bazı şeylere...
Zamanın dolu aslında... Her anım dolu... Yapmam gerekenlerle dolu... Boş olacağım zamanlar da dolduracaklarımla dolu...
Kahve bardağım dolu mesala... Bakın boş sayfamda doluyor şu anda...
Kalplerimiz, çantalarımız, cüzdanlarımız, hayallerimiz.... Tatillerimiz, midelerimiz, akıllarımız, sohbetlerimiz.....Kariyerimiz, özgeçmişimiz, tencerelerimiz, dolaplarımız, evlerimiz... Hepsi Dolu.... Bu doluluğu mutluluk sanıyor ve mutlu oluyoruz ?
Konuşmalarımda dolu dolu hep benim. Eski patronum, odasında yaptığım bir konuşmam sonrası “Sen dakika da kaç kelime konuşuyorsun” diye sormuştu. Ne anlattığımı dinlemedi diye üzülmüştüm.
Sohbetlerimi anlatmama gerek yok sanırım. Oturamam sessizce. Sıkılırsam, daha çok konuşurum. Dolmalı o an, o sohbete ayrılan zaman...
Dolaplarım dolu sonra benim. Alışveriş yapıp, buzdolabım dolu olunca evimde herşey tamam sanıyorum. Keyif basıyor üstüme... Kıyafet dolabımda doludur. 3 kazak, 3 pantolon ile yaşamayı beceremem, öyle yaşayabilenleri çok imrensemde..
Evim dolu sonra... Henüz adım atacak yerim var, şükürler olsun ki. Fakat sanki aldığım ve eve gelen herşey mitoz çoğalıyormuş gibi, yer bulamıyorum bazı şeylere...
Zamanın dolu aslında... Her anım dolu... Yapmam gerekenlerle dolu... Boş olacağım zamanlar da dolduracaklarımla dolu...
Kahve bardağım dolu mesala... Bakın boş sayfamda doluyor şu anda...
Kalplerimiz, çantalarımız, cüzdanlarımız, hayallerimiz.... Tatillerimiz, midelerimiz, akıllarımız, sohbetlerimiz.....Kariyerimiz, özgeçmişimiz, tencerelerimiz, dolaplarımız, evlerimiz... Hepsi Dolu.... Bu doluluğu mutluluk sanıyor ve mutlu oluyoruz ?
.
Duvarların içinde yaşıyoruz aslında.. Bakınız çevrenizdeki duvarlara. Evin içindeyiz, arabanın içindeyiz, bu yazının içindeyiz. Birşeylerin hep içindeyiz. Ve hep birşeyleri dolduruyoruz. Hayatımız aslında binbir dolu kutucuktan oluşuyor. Hepsinin içinden de başka kutular çıkıyor.
Duvarların içinde yaşıyoruz aslında.. Bakınız çevrenizdeki duvarlara. Evin içindeyiz, arabanın içindeyiz, bu yazının içindeyiz. Birşeylerin hep içindeyiz. Ve hep birşeyleri dolduruyoruz. Hayatımız aslında binbir dolu kutucuktan oluşuyor. Hepsinin içinden de başka kutular çıkıyor.
Ama boşluğu da özlüyoruz..
Aslında biliyormusunuz, KORKUYORUZ.
Boşluktan korkuyoruz. Çünkü, boşluk başedilmesi zor birşey. Boşluk tanımsız ve fazlasıyla ürkütücü. Boşluğun tanımı ölüm aslında içimizde. Hepimiz ölüme koyduğumuz anlamların korkularını yaşıyoruz. Yaşadığımızı anlamak ve korkularımızdan kaçmak adına dolduruyoruz herşeyi. Bu, bir tür savunma mekanizması aslında. Böylece güvendeyiz sanıyoruz. Bu yüzden de özgürleşemiyoruz. Yüklerimiz ağır geliyor. Nefessiz kalıyoruz. Toplamaktan yoruluyoruz. Düzeltmeye çalışıyoruz, olmadı yenisini koyuyoruz. Kendimizi böyle kandırmak için tüm çabamızı harcıyoruz. Çünkü çok Korkuyoruz.
.
Boşluklara bakın hayatınızda. Rahatsız ediyorlar değil mi? Etmesinler. Bırakın boş kalsınlar. Boş kalınca birşey olmuyor. Hissedin o boşluğu.. Bir süre sonra o boşluk size yarattığınız korkuları fısıldayacaktır, dinleyin. Sesi duymamak adına, panikle doldurmayın içini.. Özgürleşmek istiyorsanız, boşluklar yaratın ve en önemlisi o boşlukları yaşatın. Boşluğu anladığımızda gerçekten dolacağız. Farkında mısınız?
Boşluklara bakın hayatınızda. Rahatsız ediyorlar değil mi? Etmesinler. Bırakın boş kalsınlar. Boş kalınca birşey olmuyor. Hissedin o boşluğu.. Bir süre sonra o boşluk size yarattığınız korkuları fısıldayacaktır, dinleyin. Sesi duymamak adına, panikle doldurmayın içini.. Özgürleşmek istiyorsanız, boşluklar yaratın ve en önemlisi o boşlukları yaşatın. Boşluğu anladığımızda gerçekten dolacağız. Farkında mısınız?
.
fotograf : deviantart
>
