07 Mart 2009

Toz bezi ve Mucize

Geçen haftanın kurgusunu aylardır yapıyorum. Gerçeğin tamamını görmek, kabul etmek ve hareket etmek gibi bölümlerden geçtim. Etaplar yaklaşık iki ay sürdü. İki ayın sonunda, bugün başarmanın mutluluğu ve hafifliğiyle doluyum.

Bu giriş yazısı üzerine ne yaptığımı merak edenlere, "Temizlik" yaptığımı söylerken, her türlü yanlış anlamadan uzak tutmak istiyorum aklınızdan ilk dakika geçenleri... Pasaklı değilim, belirtiyim.:)

Temizlik denen şey, para ile tuttuğunuz bir yardımcınız var ise zaten hallediliyor. Bir de ütüyü de yaparsa, değmeyin keyfinize... Ya da kendiniz yapıyorsunuz tüm rutin ev işlerini... Ben oldum olası temizlik işini gözümde büyütenlerdenim. Aslında düzenliyimdir ve rutin olarak evimin temizliği yapılsa bile, bir de çok önemli bir konu var ki o da “ince temizlik..” Sadece ve sadece evin sahibinin yapabileceği cinsten olan, en incesinden olan... Evimize koyduğumuz minik detaylara göz aşinalığından dolayı alışırız ama bir süre sonra işlevini sorgulamayı unuturuz. Aynı kendi hayatımızdaki, duruşumuzdaki, bakış açımızdaki bazı detayların işlevlerini sorgulamayı zamanla unuttuğumuz gibi..

Geçen pazartesi gününden başlayarak, rutin temizliği yapılmış evimin ince detaylarında kayboldum. Derdim tamamen temizlik meditasyonu yapmaktı aslında. Yaptığımız işe kendimizi tam anlamıyla verip, görev gibi değil, zevkle ve eylem dışında herşeyi unutarak girişmek gerçek bir meditasyon... İnsan kafasını susturup, yaptığı işe ellerini, aklını, kalbini koyunca ne mucizeler yaratıyor hem dışında, hem de içinde... Öyleydi işte benimki de...


Herşeye kavramaya çalışan bir çocuğun zihniyetiyle, elime aldığımı ilk kez görüyormuş gibi baktım öncelikle... Ne işe yarıyor bu ? Çok kullanıyor muyum ? Kullanır mıyım ? Kalmalı mı ? Olmasa eksik mi olur ev ? Yeri neresi olmalı, raf mı –çöp mü ? Kalması gerekliyse, İçi –dışı her yeri temizlenerek bu yeni düzen için arındırılmış mı ? Sorular böyleydi. Cevapları; eşyalarla duygusal bağ kurmadan, sanki eve ilk kez girip, burada yeni bir düzen kurmaya ve yaşamaya karar vermiş bir kadın verdi. Bendim o... Üç hafta önce bir sabah aynaya bakıp mucize istiyorum hayatımda diyen o kadın... "Korkmaktan korkmuyorum, değişime hazırım, herşeye rağmen deneyeceğim" diyen ve bekleyen... Mucizeleri gelmeye başlayınca, yeni bir yaşam için yenilenmeye karar veren o kadındım.. İçini değiştirirken, evinde –yaşadığı mekanda da mucizenin ve enerjinin akışına izin vermek isteyendim..

Elime aldığım her obje, her eşya ister istemez içimde de başka başka duyguları ortaya çıkardı. Bu his; günbatımında denize nazır ufka dalmışken, gördüğümün deniz ama baktığımın içimden geçenler olmasına benziyordu. Onları sahiplenmeden, değer biçmeden, elime alıp sadece baktım. Manzara eşliğinde ruhumun fısıldadıklarından bazılarını denizin esintisine bırakıp, bazılarını sevip okşayıp, tırtıklarını törpüleyip, cilalayıp sanki kalbime tekrar yerleştirdim. İnsanın böyle bir manzaraya dalmışken aklına düşer ya eski anıları- sevgilileri, bazen gülümsetir –bazen de neden şimdi hatırlandın ki denir. Öyleydi işte hissettiklerim. Duvarda asılı duran tablonun camı-çerçevesi silinmişti ama, unutulmuştu arkasında duvara yaslanmış saklı duran kiri... Çıkardım hepsini, arkalarındaki tozları sildim. Şimdi gerçeği görebiliyordum. Güzel bir tabloydu, duvarımda güzel bir anı olarak asılmaya değerdi ve her şekilde artık temizdi. Devamlı mutfak dolabının üstüne uzanarak aldığım tencerelerim vardı bir de... Kollarımla uzanırken, her seferinde boynuma kramp girerdi. Taşınırken, sorgulamadan öylece koymuştum onları oraya... Dedim ki, alıştığın için yerini sorgulamıyorsun, onları elinin yakınına koyabilirsin halbuki.. Bunu yıllardır düşünmemiş olmaktan utandım. Bir türlü tecrübe diye saymadığım, unutmak istediğim anılarıma benzettim bu utanç hissini.. Dolaplardan en derin olan çekmeceye sığdırdım hepsini.. Sonra da kendi kendime “Tam da buraya göreymiş bunlar, nasıl da düşünememişim” dedim. Bilgisayarımın klavyesini –tuşların aralarını kulak temizleyicisiyle temizledim sonra... Sözcüklerimin arasına sıkışmış, gizlenmiş kırıntıları temizler gibiydim aslında... Klavyeye bastığım her harf ile yumuşadı kelimelerim, ak pak oldu sanki, temizlendi. Buzdolabının bir de duvara olan bir tarafı varmış benim hiç görmediğim, Türkan abla temizlenmiştir nasıl olsa dediğim... İşte öyle değilmiş. Buzdolabının eninin, hacminin, içeriğinin, işlevinin hepsinin farkındaydım ama o yanı hiç görmemişim ben... Hiç olmamış öyle bir yan... Buzdolabına anlam yüklemeden baktığımda farkettim bunu... Bu çok güzel, vazgeçilmez dediğim ama tamamında es geçtiğim o köşeyi o an farkettim içimde de... Tamamlanmış oldu böylece o dört köşe bende de... Karışık bilgisayar kablolarını düzenlerken, hayatla olan bağlarımı düzenledim sanki tekrar... Yol gibi, dizildiler yan yana, uyum içinde beraber geçtiler duvarda... Çiçeklerime su vermek yerine, kuvete taşıyıp yağmur yağdırdım üstlerine... Suyun yokluğuna -azlığına değil, berekete olan inançları kaybolmasın diye... Her yaprağın suyla beraber dirilişiyle, içimde de bolluğa olan inancımın arttığını gördüm, yine teşekkür ettim evrene.... Paltomun, sökülmeye yüz tutan düğmesini sağlamlaştırdım. Kendi içimde de son zamanlarda hayatın bana öğrettiklerini sabitledim, yaşamdaki yerleriyle ilikledim onları birbirine...

İlk gün mutfağı bitirdiğimde başım dönmeye başladı. Bu dönmeler, çok eğildiğimden, yorulduğumdan değildi biliyorum. İçimde de kopuşların, temizlenişin ve herşeyin havalanıp, yerleşmesinin nedeniydi. Sanki orada bir yerde bir tıkanıklık açıldı ve mucizenin enerjisi mutfaktan akarak, döne döne içime doldu. Bu yüzden işte, başım döndü sandım ben onu...

Şimdi dışardan gelipte kapıyı açtığımda yepyeni bir ev görüyorum karşımda.. Güzel bir enerji çarpıyor yüzüme... Baş dönmelerim hala devam etse de, izin veriyorum aksın mucize, yer alsın hem evimde –hem de yüreğimde...

Şuna yürekten inanıyorum ki, mucizeyi yaratmak ve beni sarıp sarmalamasını sağlamak aslında elimde.. O, zamanın içinde beklenilecek olan değil, gelecekte saklı değil, yokluğu kaderin bize bir oyunu değil... Sadece dualarıma bağlamıyorum artık onu, insanların hayatıma dokunuşunda da aramıyorum.. O bizde, bende, içimizde bir yerde... Yaşanmışlığımın bakmayı doğru beceremediğim bir köşesinde yada değiştirmediğim bir düşüncenin kıvrımında saklı duruyormuş yada uyuyormuş farkedilmemişliğin verdiği bıkkınlıkla belki de....

Tüm hafta temizlik yaptım.
Her gün evin minik detaylarını temizlerken, aslında kendimin kuytularımda temizlendim bende..

Mucizeleri içinde gören herkese
Sevgilerimle...
.
Görsel buradan alınmıştır..